Telaşsız ve İddialı İş Aramanın Yolları…

October 10th, 2006

İş ararkenki yaklaşımınız, genellikle başarınızı da tanımlar. İşverenler, görüşmeler sırasında sergilediğiniz davranışların, çalışırken de aynı olacağını varsayar. İşveren, her zaman kendine güvenen insanları arar (ancak kibirli olanlardan kaçınır). Size vereceğimiz ipuçları, iyi bir izlenim bırakıp, kalabalığın içinde göze çarpmanıza yardımcı olabilir:

1) İddialı-Kibirli

İddialı insanlar başkalarının değerlerini çiğnemeden başarıya ulaşırlar. Kibirliler ise başkalarının varlığına katlanmak zorunda hissederler. Aradaki fark görüşme sırasında kolaylıkla fark edilir ve bir iş yerinde kibirlileri kaldıracak yer bulmak çok zordur.

2) Hareketlerinizin konuşmasına izin verin
Bırakın başarılarınız konuşsun! Bu, insanların sizin hem harika olduğunuzu düşünmelerine, hem de geçmiş başarılarınızı göstermenize olanak sağlar.

3) Başkalarının sizin için konuşmasına izin verin

Övünmekten hoşlanmıyor musunuz? Eşinizin, arkadaşlarınızın, önceki patronunuzun ya da meslektaşlarınızın bunu sizin yerinize yapmasına izin verin. “Son performansımı gözden geçiren patronumun dediğine göre…..”, “Karım her zaman der ki….” gibi cümlelerle sohbet havası yaratarak, niteliklerinizden bahsedebilir, sözlü referanslar kullanabilirsiniz.

4) İşi almak için çalışın
Araştırmalar gösteriyor ki, iş arayanlar (işsiz kategorisindekiler) haftada beş saatlik bir zaman dilimini iş aramaya ayırıyorlar. Bu süreci daha uzun bir zaman dilimine yaymak iş arayan kişiye enerji, ivme ve profesyonellik katarken, özgüvenini geliştirir. İş arama pratiğinin artması, kendinizi daha iyi ifade edebilmenizi sağlar.

5) Bagajınızı bırakın
Kendinizle ilgili gereksiz ayrıntıları yanınızda taşımayı bırakın. Kalifiye ya da niteliksiz olsun, bunlardan kurtulmalısınız. Bunlar iş görüşmesi süreci boyunca gizli bir kibirlilik ya da sıkıntıya neden olabilir. Çabalarınıza bu durumu sızdırmamaya çalışın.

6) Telefon açın
Canlı konuşma yapmak, insanların sizi ayırt etmesi için en iyi yöntemdir. Bazen bir CV sadece bir email ya da bir kağıt parçası gibi algılanabilir. Ama önemli bir görüşme için yapacağınız telefon konuşması, sizin kendinizi göstermenize yardımcı olur. Tabi görüşme için telefon no.su bırakılmışsa bu yolu uygulamalısınız, aksi takdirde kendinizi göstermiş değil, aradığınız yeri gereksiz meşgul etmiş olursunuz.

7) Kendinizi telefonda pazarlayın

Her telefon görüşmesini, profesyonel bir satış konuşması yapıyormuş gibi görün. Bağlantınızın amacını bildirin, sizinle görüşen kişinin uygun olup olmadığını sorun, eğer uygun değilse belirli bir saatte tekrar arayın. Ayrıca telefonda konuşurken ayağa kalkın ve gülümseyin, bu karşı tarafa yansıyan olumlu etkiler bırakır.

8) İsim kullanın

Telefon görüşmesinin başında kendinizi tanıtın, karşı tarafın ismini alın ve görüşme boyunca sık sık kullanın (rahatsızlık verici bir tarz takınmadan).

9) Karışık mesajlar yollamayın

Görüşme sırasında, kendinizi gösterecek ve iddialı olduğunuzu hissettirecek tarz bir duruşu vücut dilinizle örtüşecek şekilde kullanın; mesela sağlam bir el sıkışma ile başlayarak iyi bir giriş yapabilirsiniz. Emin olun ki yürüyüşünüz, konuşmanızı etkiler.

10) Kendinize inanın (ya da en azından öyleymiş gibi davranın)

Eğer bir işi yapabileceğinize inanmıyorsanız, neden başvuruyorsunuz? Eğer yapabilecekseniz de, yapabilecek gibi davranın! Kendinizden emin değilseniz bile, öylemiş gibi davranın, kendinizi şaşırtabilirsiniz. İnsanlar size bu durumunuza bağlı olarak belli bir muamelede bulunacaklardır.

İş arama süreci boyunca bu ufak ama önemli ipuçlarını aklınızda bulundurun ve sizin işe almak isteyeceğiniz tip insanı düşünmeye çalışın, buna göre davranın.

Hayalinizdeki İş Hayal mi ?

October 10th, 2006

Yapılan araştırmalar da gösteriyor ki çalışanların %75’lik bir kısmı hala hayallerindeki işin arayış içinde.
“Zevk alacağın bir iş bul ve hayatın boyunca bir gün bile çalışmak zorunda kalma.” demiş Confucius.

Bir yönden bakıldığında çok doğru bir söz aslında. Çalışanlar –yaptıkları her ne kadar ağır bir iş de olsa- sevdikleri işi yaptıkları sürece şikâyet etmiyor, pazartesi sendromu yaşamıyor, her sabah erkenden kalkıp işe gitmek bir külfet gibi gelmiyor, işlerini en iyi şekilde yapmak istiyor, yaptıklarından zevk alıyorlar ve sonuçta da başarıyı yakalıyorlar.

Ancak, günümüz koşullarını düşündüğümüzde bu söz bir bakıma doğruluğunu kaybediyor. İş bulmanın bu kadar zor olduğu bu devirde maalesef iş arayan kişilerin hayalindeki işi bulana kadar bekleme, karşılaştığı iş fırsatını beğenmeme gibi bir lüksleri yok… Ya kişiler deneyim yetersizliği gibi sebeplerden ötürü çok istedikleri bir işe kabul edilmiyorlar ya kazanç sağlama zorunluluğundan dolayı istemedikleri işlerde çalışıyorlar ya da gerçekten isteklerinin ne olduğunu bilmiyorlar. Sonuç ise malum, çalışan memnun değil, işveren memnun değil, ortaya çıkan iş başarılı değil, insanlar olmaları gereken yerde hiç değil…

Peki, gerçekten bu kadar zor mu hayalimizdeki işte çalışabilmek? Gerçekten hayalimizdeki iş yok mu? Ya da biz gerçekten biliyor muyuz hayalimizdeki işin ne olduğunu, işin tanımında nelerin yer aldığını?

Nasıl bir işte çalışmanın hayalini kuruyoruz aslında? Bazı kişiler yetişme çağında ne yapmak istediklerini biliyor oluyorlar. Diğerleri ise hala bunu şekillendirmeye çalışıyor. Çoğu insan 1 ya da 2 kariyer denemesinden sonra tamamıyla farklı bir alanda hayatlarını devam ettirebiliyorlar.
Zaten günümüzde ortaya çıkan tablo da iş ortamında değişik iş fırsatlarını denemenin son derece kabul edilir olmaya başladığını gösterir durumda.

Sonuçta, hayalinizdeki işe ulaşabilmek için ilk adım gerçekten yapmak istediğiniz işe karar verebilmektir. Okurken girilecek kısa süreli işler veya stajlar değişik işler hakkında fikir edinmenin en iyi yollarıdır. Bu şekilde hem uzun vadeli bir taahhüt altına girmezsiniz hem de değişik, size çekici gelen iş fırsatlarını deneme fırsatınız olur.

“I Don’t Know What I Want, But I Know It’s Not This: A Step By Step Guide to Finding Gratifying Work” kitabının yazarı Julie Jansen’e göre profesyonel yaşamdaki mutsuzlukla ilgili rehber olabilecek 6 temel senaryo var. Bunların sınırlarını ise anlamlı gelebilecek işlerin azlığı, sıkılma, belirli bir yere erişmiş olma hissi ve ayrılmaya bir veya iki adım kalmış olması belirliyor.

Eğer şu anda yapmış olduğunuz işten fazlasını yapma hayalini kuruyorsanız, hayalinizdeki işi bulabilmek için aşağıdaki başlıkları inceleyerek işe başlayabilirsiniz:

* Gitme Vakti Geldi mi?

Eğer Pazar geceleri korkunç hislerle doluyorsanız, küçük şeyler büyümeye başladıysa, işte inanılmaz canınız sıkılıyorsa, büyük bir ihtimalle kariyer değiştirme zamanı gelmiştir. Rutin olarak derin korkular duyuyorsanız, aynı alandaki bir iş de muhtemelen çok fazla bir değişiklik yapmayacaktır.

* Mevcut İşinizdeki Çıkmazlar Neler?

Mevcut işinizde sizi delirtecek maddeleri listeleyin. Her gün aynı şey mi oluyor? Tatminsizliğinizin sebeplerini listelemeniz size yeni bir hedef çizme yolunda yardımcı olacaktır.

* Nerede, Ne Yapmak İstiyorsunuz?

Hayalinizdeki işin içeriklerini listeleyin, mümkün olabilecek tüm detayları da ekleyin. Ne yapmak istiyorsunuz, nerede yapmak istiyorsunuz?..

Uzmanlara göre kendi değerleriniz üzerinde düşünerek veya yazarak kariyer taslağınızı oluşturmanız gerekiyor. Ayrıca, sizin için çok önemli olan maddeleri de belirtmiş olduğunuzdan emin olmalısınız. Mesela, hayatta bir iz bırakmak sizin için önemli mi? Öyleyse bunu da bir madde olarak belirtmeniz gerekiyor. Uzmanlara göre değerleriniz, tüm yaptıklarınızın duygusal bir değeri olma niteliği taşıyor.

* İstekleriniz ve Yetenekleriniz Uyuşuyor mu?

Daha sonra, kabiliyetleriniz ve becerilerinizi belirtin. Becerileriniz yaparak öğrendikleriniz, kabiliyetleriniz ise doğuştan gelen özelliklerinizdir. Yeni bir kariyere ulaşmanın anahtarı, kabiliyetleriniz ile isteklerinizin birbirleriyle uyuşmasıyla mümkündür. Hangi konularda iyisiniz? Maaşınızın azalmasına hazır mısınız? Eğer öyleyse siz ve aileniz kesilen finansmanı nereden karşılayacaksınız?

* Çalışmak İstediğiniz Alanı Gerçekten Biliyor musunuz?

Sonrasında ise çalışmak istediğiniz, ilginizi çekecek kariyer olanaklarını, iş alanını araştırın. Burası özel bir eğitim gerektiriyor mu? Lisans alınmalı mı? Ek bir üniversite derecesi alınmalı mı? Bulunduğunuz yerden işi yapabilecek misiniz, taşınmanız gerekiyor mu?

* Sorumlu Olduğunuz Kişileri de Hesaba Kattınız mı?

Müthiş kariyer fırsatı eşinizi de bağlayacaktır, özellikle de değişiklik daha az kazanç gerektirecekse. Şık kıyafetler, güzel bir araba olmadan yapabilecek misiniz? Çocuklarınızın eğitimini düşündünüz mü? Etrafınızdaki herkes yeni kariyerinizin parçası olacaktır, o yüzden eşinizi doğru karar verirken ortağınız haline getirin. Eşiniz ve aileniz taşınmak isteyecekler mi?

* Değişik Kişilerin Görüşlerini Aldınız mı?

Düşündüğünüz alanda çalışan kişilerle, nasıl bir işin içine girdiğinizi daha iyi görebilmek için konuşun. İyi ve kötü yanları nelerdir? Bunları da değerlendirme sürecinize dâhil edin. Size cazip gelen işlerde çalışan insanlarla konuşmanın yanı sıra, kütüphanelere gidin, internette araştırmalar yapın. Araştırmanızı yaparken sektör trendlerini de mutlaka değerlendirin. Arzu etmiş olduğunuz sektör yükselme eğilimi mi gösteriyor, yoksa düşüş mü?.. Bu tarz bilgiler ticaret gazetelerinden veya internetten bulunabiliyor. The Bureau of Labor Statistics 2010 yılına kadar olan sektör ve iş trendleri hakkında bir araştırma yayınlamış durumda.

* Bu Alandaki Ücretleri Araştırdınız mı?

Araştırmanızı yönlendirirken ücretin de mutlaka göz önünde tutulması gerektiğini unutmayın.

Son olarak da, sizi hayalinizdeki işe götürecek faktörleri bir liste haline getirin. Bu faktörler eğitim ve öğretimi içermiyor, borçları ve ailevi yükümlülükleri karşılamıyor olabilir. Her faktör için spesifik bir strateji düzenleyin.

Doğru bir kariyer yolu çizmek hayatımız boyunca vereceğimiz en kritik kararlardan birisidir. İşimiz karakterimiz hakkında bilgi vermenin yanı sıra nasıl bir araba kullandığımız, nasıl bir evde yaşadığımız, ne tarz insanlarla ilişkide olduğumuz hakkında da bilgi verir. Bütün bunlardan daha önemlisi ise hayatımızın çok önemli bir bölümünü işimizde geçirdiğimizdir. Maalesef çoğu insan her gün işe gidiyor ve her geçen gün daha düşük bir performans sergiliyor. Çünkü işlerini içten gelerek yapmıyorlar. İş alanıyla ilgili yeni şeyler öğrenmek istemiyorlar, gelişmeleri takip etmiyorlar, sadece işin gerektirdiklerini yerine getiriyorlar. Çoğu insan hafta sonu için yaşıyor, hafta içi ise robot gibi davranıyor. 5 gün robot gibi geçtikten sonra 2 gün de aslında ne istediğini düşünerek geçiyor.
Hayat gerçekten çok kısa ve hayatımızın büyük bir kısmını, en değerli zamanlarımızı bizi mutsuz eden bir işte çalışarak geçiriyoruz.

Sorumluluklarımız, hayatımızı idame ettirmek ve geçinmek için gerekli olan para ihtiyacı yüzünden işten ayrılıp anında isteklerimize kavuşamıyoruz. Önemli olan, hayatta bizi tatmin edecek hedefe doğru ilerleyebilmektir. Eğer belirli bir hedefimiz yoksa ve hayalimizdeki işe küçük adımlarla da olsa ilerlemiyorsak sadece kendimizi kandırıyoruzdur.

İşten Ayrılırken . . .

October 10th, 2006

İş bulmanın zor olduğu, bulunulan ilk işe sarınıldığı günümüzde, işten ayrılmaların da sıklaştığını ve firmalarda sürekli bir sirkülasyon yaşandığını hepimiz biliyoruz. Büyük hayaller ve umutlarla başlanılan işler zamanla çalışanları tatmin edememekte, belki çalışma koşullarından duyulan rahatsızlıklar, belki de daha fazla olanaklara sahip olma istekleriyle kişiler firmalarından ayrılmak durumunda kalmaktadırlar.

Uzun zaman beraber çalışılan iş arkadaşları farkında olmasalar bile kişilerin hayatlarında önemli birer yer etmekte, zamanla çalışanın masası ve çalışma odasıyla bile duygusal bir ilişkisi ortaya çıkmaktadır. İşten ayrılma stresine bir de bu duygusallıklar eklenince, kurumdan ayrılmak bir kat daha zorlaşmaktadır.

Böyle bir durumla karşı karşıya gelmişseniz hislerinizi mümkün oldukça bastırmalı, profesyonel düşünerek olaylara yaklaşmaya çalışmalısınız. Her şeyden önce işten ayrılma kararını çok ince düşünerek vermelisiniz.

Ayrılmadan önce…

Önceliklerinizi belirlemeli, kurumunuzun iyi ve kötü yanlarını listelemelisiniz. Ayrılmaya sebep olarak sayabileceğiniz noktaları çözümlemek için yeterince çaba sarf edip etmediğinizi tartmalı, eğer bu konuda kendinizde eksik görüyorsanız; bir anlamda bu işe bir ‘şans’ daha vermelisiniz.

Konu ücret veya çalışma saatleriyle ilgiliyse, yöneticinizle yüz yüze konuşmalı ve isteklerinizi dile getirmelisiniz. Çalışma arkadaşlarınız ile ilgili problemler varsa yine bu kişilerle birebir uzlaşmaya gitmeye çalışmalısınız. Eğer bütün bu çabalara rağmen işten ayrılmaya karar vermişseniz, doğru zamanı beklemelisiniz. Ayrılma zamanı ne kurumun işlerini aksatacak, ne de çalışanın gelecek planlarını etkileyecek düzeyde erken veya geç olmamalıdır. Çalışma sürelerine göre yasada belirtilen ihbar süreleri de aşılmamalıdır.

İşe alım süreçlerinde kurumların en önem verdiği konulardan birisi kişinin geçmiş performansları ve referanslarıdır. Dolayısıyla şirketten ayrılırken mutlaka olumlu izlenim bırakmalı, gerek yöneticiyle gerekse çalışma arkadaşlarınızla gelecekte tekrar beraber çalışma ihtimalini düşünerek veda görüşmesi yapmalısınız.

Geride bırakacaklarınız…
Yerinize geçecek kişinin işe alım ve oryantasyon sürecinde kuruma yardımcı olmalı, yapılan işi sizden daha iyi bilen başkası olmadığı için, iş tanımının oluşturulmasında aktif rol almalısınız.

İşten ayrılma kararı almanızdan, ayrılmaya kadar geçecek olan sürede kesinlikle işinizi aksatmamalı, görev ve sorumluluklarınızı eksiksiz yerine getirmelisiniz.

Ayrılmadan önce yöneticinize yaptığınız ve yapmakta olduğunuz işleri anlatan küçük bir rapor veya sunum hazırlayabilirsiniz. Böylece işinize duyduğunuz saygı ve verdiğiniz önem bir kez daha gözler önüne serilecektir. Kibar bir dille şirketin size kazandırdıklarından dolayı teşekkür etmeli ve yeni bir işte çalışmanın sizin için neden gerekli olduğunu açıklamalısınız. İşle ilgili mutlaka belirtilmesi gereken eleştirileriniz varsa, yine olgun bir tavırla sunmalısınız.

Ayrılırken…
Kurumdan ayrılmadan önce çalışma arkadaşlarınıza iletişim bilgilerinizi bırakıp onlarınkileri de alırsanız, ilişkileri sıcak tutmanız kolaylaşacaktır. İşten ayrılma nedeniniz bu kişilerin ta kendisi bile olsa, burada takınacağınız profesyonel tavır ileriki yaşamınızda karşılaşma durumunuzda size büyük bir avantaj sağlayacaktır.

İşten ayrılırken yöneticiniz sizinle özel bir görüşme yapmak isteyebilir. Çıkış mülakatı olarak adlandırılan bu görüşmede size, kuruma ve ayrılma nedeninize dair sorular sorabilirler. Ağır bir psikolojik durumda bu sorulara objektif yanıt vermeniz tabiî ki çok güç olacaktır. Aradan beş altı ay gibi bir süre geçtikten sonra bu görüşmenin tekrarı sizden istenebilir. Bu görüşmelerde kuruma faydalı olacağına inandığınız noktaları özellikle dile getirmelisiniz.Her iki görüşmede de belirttiğimiz gibi profesyonel davranmalı ve ağır ithamlardan kaçınmalısınız.

İstenmeyen ayrılıklardan sonra…

İşten ayrılmanız kurumla ilgili sorunlarınızdan veya daha iyi kariyer olanakları sunan başka şirketler arayışınızdan ileri gelebileceği gibi tamamen isteğiniz dışında gelişen olaylardan dolayı da gerçekleşebilir. Kriz dönemlerindeki zorunlu işten çıkarılmalar ya da ailevi sorunlar nedeniyle işten ayrılmanız gerektiğinde elbette sizi daha güç bir dönem beklemektedir. Alıştığınız düzenin bozulmasının yanı sıra geleceğe dair kafanızı bulandıran belirsizlik, kaygılarınızın bir kat daha artmasına ve bu sürecin daha da sancılı geçmesine neden olabilir. Böyle dönemlerde alacağınız psikolojik destek bu dönemi daha rahat atlatmanıza yardımcı olacaktır.

Önemli olan nokta her ne sebeple olursa olsun ayrıldığınız iş yerindeki çalışma arkadaşlarınız ve yöneticinizle yolda karşılaştığınızda veya aynı çalışma ortamında tekrar bulunduğunuzda gülümseyebilecek bir konumda olmaktır. Kişisel sebeplerden dahi ayrılıyor olsanız, yapıcı bir yaklaşımla sorunlarınızın kalıcı olmasını önleyebilirsiniz.
Tanıdık bir sözde dendiği gibi “Hayat yokuşunu tırmanırken karşılaştığınız insanlara iyi davranın; çünkü inişte yine onlarla karşılaşacaksınız…”

Sitemiz Açılmıştır Hayırlı Olsun !

October 10th, 2006

Sitemiz açılmıştır…
Sitemizin iş arayan tüm arkadaşlara faydalı olması dileğiyle…
Hayırlı Olsun…

Site Yönetimi